CEMO Center - Paris tarafından yayınlandı
ad a b
ad ad ad

Al-Monitor: Türkiye'nin Suriye kuzeyine işgali, 'nufüs transferi' ve demografik yapıya karşı bir müdahale suçudur

Pazartesi 11.Mayıs.2020 - 02:19 ÖS
Referans Paris
طباعة


Türkiye tarafından (Gri Spi) Tel Abyad şehrine Afrin'den gönderilen aileler demografik yapıya müdahale tartışmasını alevlendirdi. Yerel kaynaklara göre bölgeye taşınanlar Tel Abyadlı değil Türkiye destekli savaşçıların aileleri.

ABD'li Al-Monitor haber sitesi yayınladığı raporda geldiği gibi Türkiye, Fırat Kalkanı ile kontrol ettiği bölgelerden yüzlerce kişiyi Tel Abyad’a gönderdi. Böyle bir adım, şehirden göç ettirilen aileleri kızdırdı çünkü bu aileler sonuçta evlerine dönmeyi bekliyorlar. Fakat yeni kafileler için de hazırlıklar yapıldığı aktarıldı. Tel Abyad şehri, Ekim ve Kasım aylarında askeri operasyon sonucunda TSK'nin eline geçti.

Türk gazeteci Fehim Taştekin, yazısında "Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyindeki özerk yapıyı çökertip ve nüfus yapısını değiştirmeye dönük niyeti sır değil. Oluşturulacak güvenli bölgeye 2 milyon sığınmacıyı taşıma hedefini sürekli tekrarlıyor. Erdoğan, 2019’da BM Genel Kurulu'nda planı açıklarken Fırat'ın doğusunda 32 kilometre derinliğindeki şeritte ilk etapta 1 milyon sığınmacı için 10 ilçe ve 140 köy inşa edileceğini söylemişti. İkinci aşamada plan, M-4 yolunun altından Deyrizor’a kadar olan alana 1 milyon sığınmacının yerleştirilmesini öngörüyordu" ifadelerini kullandı.

Dünya kovid-19 salgını mücadele ederken Türkiye’nin Suriye kuzeyine saldırganlığı operasyonları durmadı. Artan askeri hareketlilik bir kenara Fırat’ın batısından doğusuna nüfus transferi yaşanıyor.

20 Nisan’da 14’ü otobüs 151 araçlık konvoy, Cerablus’un karşısındaki Karkamış Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye sokuldu. Konvoy daha sonra 156 kilometre ötedeki Akçakale Sınır Kapısı’ndan Tel Abyad’a intikal etti.

Al-Monitor sitesine göre, internete sızdırılan videolarda geldiği gibi Konvoyun görüntüleri sosyal medyaya düşünce Urfa Valiliği açıklama yapma gereği duydu. Anlaşılmaz bir şekilde bunların daha önce Tel Abyad’dan kaçıp Afrin’e gitmiş aileler olduğu öne sürüldü. Haber kamuoyuna “Tel Abyad’daki PKK/YPG terör örgütü zulmünden kaçıp Afrin’e yerleşen aileler Akçakale kapısından giriş yapıp kendi memleketlerine dönüş yaptı.


2015 operasyonunda Tel Abyad’dan kaçanlar Türkiye’ye gelmişti. Bunların Afrin’e geçirildiğine dair bilgi yok. Afrin’e daha çok Suriye’nin diğer kentlerinden 'Fırat Kalkanı' bölgesine getirilmiş aileler yerleştirilmişti. Afrin’deki ailelerin 8 kilometre ötedeki Azez üzerinden Öncüpınar Sınır Kapısı yerine neden Cerablus’tan Türkiye’ye sokuldukları da aynı bir soru işareti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) dört soru önergesiyle konuyu meclise taşıdı ama hiç bir cevap alamadı.

Al-Monitor’un konuştuğu Suriyeli Kürt ve Arap kaynaklara göre bu kişiler, Barış Pınarı Harekâtı’na eşlik eden Suriye Milli Ordusu’ndaki (SMO) savaşçıların ailelerinden oluşuyor. 17 Mart ve 5 Nisan’da Tel Abyad’da Türkiye’nin maaşları ödememesini protesto eden milislerin taleplerinden birisi de sınır kapısının açılıp Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerine gidişlerine izin verilmesiydi. Bu da “Nüfus transferi, milislerin Fırat’ın diğer yakasında kalan aileleriyle buluşma isteğine yanıt olabilir mi?” sorusunu akla getiriyor.

Barış Pınarı’na kadar kenti yöneten Tel Abyad Yürütme Meclisi Eş Başkanı Hamdan El Abd bölgeye getirilen kişilerin çoğunun SMO çatısı altındaki milislerin aileleri olduğunu belirtiyor. Al-Monitor’a konuşan Abd, “Tel Abyad’ın nüfusu sistematik olarak doğu Guta, Humus, İdlib, Dera, Deyrizor ve Şam kırsalından gelmiş sözde Suriye Ulusal Ordusu’ndaki savaşçıların aileleriyle değiştiriliyor. Gelenler Tel Abyad merkezi, Tel Abyad’ın doğusu, Ayn El Arus, Ali Beyli, Hammam Türkmen, Suluk, Kurmaza, Hirbet El Ruz, El Havice ve Şerian’a yerleştiriliyor” diyor.

Kürt kaynaklar bu hareketliliği “Kürtler aleyhine demografiye müdahale” olarak görüyor. Arap asıllı Abd’a göre Araplar da mağdur: “Silahlı gruplar ve Türk güçlerinin bulunduğu her yerde etnik ve dini aidiyetlere bakılmaksızın insanlar zorla yerlerinden ediliyor. Evlere kendi adamlarını yerleştiriyorlar. Özerk yönetim ya da Kürtlerle işbirliği yaptıkları bahanesiyle insanlar tutuklanıyor, hakları gasp ediliyor.”

Tel Abyad ve Rasulayn’da son zamanlardaTürkiye destekli gruplar arasında çatışmalar da oluyor. Bunların paylaşım kavgasından kaynaklandığı biliniyor. Abd bu grupların yerel nüfusu terörize eden pratiklerine şöyle değiniyor: “Bölge sakinleri açısından genel durum çok trajik. Haraç kesiyorlar. Özel mülkleri yağmalıyorlar. Tarım ürünleri, ev eşyaları, su pompaları ve diğer teknik araçları çalıyorlar. Tahıl silolarını yağmalayıp Türkiye’ye satıyorlar. Fırınlarda un sıkıntısı oluşuyor. Jeneratörlere el koyuyorlar. Elektrik şebekelerindeki bakır telleri kesip satıyorlar. Doktorlar bile fidye ve haraç korkusundan muayenehanelerine gidemiyor.”

Abd’a göre çatışmalar sırasında Tel Abyad ve civardaki köylerden 140 bin kişi evlerini terk ederek Rakka, Ayn İsa ve Kobani taraflarında çadırlara yerleşti. Geri dönebilmek bir yana kötü koşullar yüzünden göç etmeleri sürdürüyor.

Barış Pınarı bölgesinde güvenliğin temini için mutabakat imzalayıp Türk ordusuyla ortak devriye atan Rusya da durumu fazla etkileyemiyor. Abd girişimlerden sonuç alamadıklarını söylüyor: “Ruslara insanların güvenli dönüşü için defalarca talepte bulunduk. Fakat ne garanti alabildik ne de yanıt. Mesela M-4 yolu üzerinde Şer Kerek köyünde evleri buldozerlerle yıktılar. Ruslara bunu protesto eden yazı yazdık ama yanıt alamadık. Evleri yıkılan insanların isim listesini de gönderdik.”

Evi yıkılmış 24 ismin yer aldığı bu yazıyı Al-Monitor’la da paylaşan Abd, yaşanan felaketin Rasulayn’da da fazlasıyla tekrarlandığını belirtiyor.

Onlarca Arap aşireti temsilcisi de 25 Nisan’da uluslararası topluma seslendi. Ortak bildiri, rtak SMO güçleri bölgede fidye karşılığı kaçırma gibi sürekli suç işlediğine ışık tuttu. Ortak açıklamaya göre hastaneler ve klinikler çalışmıyor. Türkiye’nin demografik yapıyı değiştirdiği suçlaması bu açıklamada da yer aldı.

Al-Monitor sitesi haberine göre, Tel Abyad, 2015’te Halk Savunma Birlikleri (YPG), İD’i bölgeden temizleyince Erdoğan’ın yakından ilgilendiği bir yer hâline gelmişti.

Buna rağmen yalnızca Kürtler değil Araplar da demografik müdahaleye gerekçe yapılan bu bilgiden şikayet ediyor. Özerk yönetimin başkanı Abd’a göre Tel Abyad’da nüfusun yüzde 20-22’si Kürt, yüzde 5’i Türkmen, yüzde 1-2’si Ermeni ve geri kalan Arap idi. Kürt kaynaklar ise Kürt oranını yüzde 30-40 civarında veriyor.

Rapor, Erdoğan'ın "IŞİD'in şehirde varlığı nedeniyle demografik yapıya müdahale" iddiası yanlış olduğuna dikkat çekti. IŞİD ile savaş yüzünden evlerini terk edenlerin çoğu, geri dönmekten IŞİD ile bağlantılılar hariç 2015'te bölgeye geri döndü. Rasulayn şehrinde de, hem Araplar hem Kürtler aynısını yaşadı. Araplar şehrin batısında, Kürtler ise doğusunda yaşıyorlar. Raporun sonunda bahsedildiği gibi, Suriyeli Kürtler demografik yapıya müdahaleye ilk defa uğramıyor. Zaten bu müdahaleler, geçen yüzyılda Suriye İstiklal'inden itibaren başladı.

"