CEMO Center - Paris tarafından yayınlandı
ad a b
ad ad ad

Türk Hukuki Çalışması, 2016’daki sahte darbeden sonra Türk rejiminin akademik çevrelere karşı bastırıldığını ortaya koymaktadır

Cuma 13.Aralık.2019 - 09:11 ÖS
Referans Paris
Omar Raafat
طباعة

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) 12 akademisyen tarafından yapılan bir araştırma, 15 Temmuz 2016'daki sahte darbe girişiminin ardından 6081 akademisyenin üniversiteden atıldığını gösterdi.
Çalışma, sahte darbenin ülkedeki akademik çevreler üzerindeki etkisinin, ayrılanları aştığını, korku atmosferi yarattığını, akademik bağımsızlığı ve düşünce özgürlüğünü boğduğunu belirtti.
15 Özel üniversite kapatılmış ve 23 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan başkanlık kararıyla tüm varlıkları Kurum ve Hazine Müdürlüğüne devredilmiştir.
Kararda, ilgili üniversitelerin "Ulusal güvenlik tehdidi olduğu kanıtlanan Fethullah Gülen terör örgütüne (FETÖ) ait olmaları veya onlarla temas halinde olmaları" kararlaştırıldı.
Türkiye hükümeti, ABD'de yaşayan ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eski müttefiki olan Fathallah Gülen'in takipçilerinin sahte darbe girişiminin sebep olduğunu vurguluyor.
Türk hükümeti, vaizin ve takipçilerinin herhangi bir yasadışı örgütün parçası olduğunu inkar etmesine rağmen, Gülen'in Türkiye'de genellikle Fethullah Gülen terör örgütü olarak adlandırılan gizli bir terör örgütü yönettiğini de belirtti.
Kapanan üniversitelerin 3041 akademisyeni demek ki Türkiye'deki akademisyen sayısının yüzde 13'ü vardı ve Bu üniversitelerde 65216 öğrenci yani ülkedeki tüm üniversite öğrencilerinin yüzde 12'si vardı ve bu nedenle, 6000'den fazla kişi üniversitelerde işlerini kaybetti, bunların yarısı akademisyenlerdi.
Çalışmayı yapan akademisyenlerden biri Niljon Tucker Killink, bu insanlara tazminat ödenmediğini, eşdeğer iş pozisyonlarına atanmadıklarını ve çalışan olarak haklarını korumak için hiçbir yasal işlem yapılmadığını belirtti.
Bu özel üniversitelerden birinde işini kaybeden ve anonimi açıklamak istemeyen akademisyenlerden biri, "İşe başvurduğumuzda işsiz olduğumda, hiç kimse bizimle çalışmak istemiyor, sadece üniversitelerle değil, özel sektörde de aynı şeyle karşı karşıyayız" söyledi.
Bu akademisyenlerin üniversitelerde veya genel olarak kamu sektöründe yaşam boyu çalışması engellendi.
Türk üniversitelerinde çalışmak üzere Yurtdışında okumak için burs alan 300 doktora öğrencisi de kovuldu ve olağanüstü hal ilanından sonraki ilk üç aydaydı kovulanların yüzde altmışı ve geri kalan durumlar iki yıl devam etti.
Çalışma, kovulan en büyük akademisyen gruplarının doçent olduklarını tespit etti.
Çalışmanın yazarlarından Serdar Tekin, "Doktora derecelerini tamamlayan ve kariyerlerinin ortasında bulunan, üniversitelerde araştırma ve ders belgesini belgesel kılan akademisyenler grubu, atılma olasılığının en yüksek yerdedir" söyledi.
Olağanüstü hal sırasında verilen yönetici kararlarında 820 profesör, 967 yardımcı doçent, 1679 yardımcı doçent, 662 öğretim görevlisi, 671 araştırma görevlisi, 194 öğretim görevlisi ve 88 uzman ayrılmıştır.
Tekin, İstanbul’daki Boğaziçi Üniversitesi’nin ve Ankara’daki Sosyal Bilimler Üniversitesi’nin herhangi bir kovuşturmadan etkilenmemiş tek iki devlet üniversitesi olduğunu söyledi.
Tüm devlet üniversitelerinin doğrudan akademisyenlerin kovulmalarına katıldığını ve aynı zamanda onlardan doğrudan etkilendiğini söyleyebiliriz.
Tekn'e göre İstanbul'daki Galatasaray Üniversitesi 1 akademisyen kovdu, Isparta'nın güneybatısındaki Süleyman Demirel Üniversitesi 271 akademisyeni de kovdu.


İstanbul'daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi gibi bazı üniversiteler fakültesinin sadece küçük bir bölümünü kaybederken, İstanbul'daki Sağlık Bilimleri Üniversitesi akademik personelinin yaklaşık yüzde 70'ini, güney Antalya'daki Alanya Aladdin Kikubat Üniversitesi ise 73 %’ini kaybetti.
"