CEMO Center - Paris tarafından yayınlandı
ad a b
ad ad ad

Katar İstanbul!

Pazartesi 06.Ocak.2020 - 01:05 ÖS
Referans Paris
طباعة
Yazar: Özgür Can.

Türkiye'de Kanal İstanbul ile ilgili tartışmalar alevlenirken, Kanal'ın geçeceği güzergahta Katar Emiri Temim bin Hamed el Sani'nin annesi Şeyha Moza'nın 44 dönem arazi satın aldığı iddiaları üzerine hükümet tapu bilgilerine erişimi engelleme kararı aldı. 
İstanbul Başakşehir'de 100 bin lira sermayeli şirket kurduktan bir buçuk ay sonra arazi toplamaya başlayan Şeyha Moza'nın ortakları ise Katar eski Başbakan Yardımcısı Abdullah bin Hamad el-Attiyah'ın eşi Munira bint Nasır el-Misned ile Shanna Nasır el-Misned. 
14 Aralık'ta hükümete muhalif Sözcü gazetesi Katar Kraliyet ailesinin Kanal'ın geçeceği güzergahta gayrimenkul satın aldığını manşetten duyurdu. Haberden iki gün sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı Tapu Dairesi Başkanlığı tapu sorgulamaya 31 Ocak'tan itibaren sınırlama getirmeyi kararlaştırdı. 
Arnavutköy İlçesi, Baklalı Köyü'nde 27 Aralık 2018'de satın alınan arazinin metrekare fiyatının o tarihlere 300 lira seviyesinde olduğu, bu fiyatın şimdi iki katına çıktığı belirtiliyor. Uzmanlar, Kanal İstanbul projesinin yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak yeni imar planlarıyla arazinin değerinin birkaç kat artabileceğini belirtiyor. 
Şeyha Moza'nın arazi satın almasına gösterilen tepkileri anlamadığını belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Katar Emiri'nin annesinin ülkemizden gayrimenkul satın almasına mani yasal olarak herhangi bir şey söz konusu mu? Yani bunu herhangi bir yerden George, Hans vesaire gelip almaya kalksa herhalde kimsenin sesi çıkmaz. Kaldı ki aynı şekilde Katar Emiri'nin kendisinin zaten bizde aldığı yerler var.” dedi. 
Moda alanındaki faaliyetleriyle bilinen Şeyha Moza 2017 yılında Forbes dergisi tarafından “Dünyanın En Etkili 100 Kadını”arasında gösterilmişti. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İstanbul'a kazandırmayı düşündükleri en büyük mega proje olarak adlandırılan Kanal İstanbul'a, muhalefet, sivil toplum örgütleri ve halkın büyük bir kısmı çevre felaketine sebep olacak rant amaçlı bir proje olduğu gerekçesiyle karşı çıkıyorlar. 
Erdoğan'ın daha önceki mega projelerinden yeni İstanbul Havalimanı ve 3. Köprü büyük orman tahribatlarına sebep olurken, Avrasya Tüneli ise pahalı olduğu gerekçesiyle sadece zenginler tarafından tercih ediliyor. Yap İşlet Devret Modeliyle yapılan bu tür milyar dolarlık projelerin tamamının Erdoğan'a yakın işadamları tarafından inşa edilmesi dikkat çekiyor. 
Kanal İstanbul projesinin bir rant projesi olduğunu söyleyen İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi CHP'li Nadir Ataman, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'na “Sen işine bak” diyerek Kanal İstanbul'u savunanlar başta Katar olmak üzere hangi ülke liderlerine ve ailelerine sözler verdi, açıklamalı” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de, Katarlılara özel imtiyazlarla arsa verildiğini öne sürüyor. 'Hukuk çerçevesinde yabancılara gayrimenkul satımı gayet olağan bir durum. İngilizler, Almanlar, İranlılar, Fransızlar da Türkiye’de gayrimenkul alıyor. Ancak Katarlılar özel ve ayrıcalıklı uygulamalara sahipler. Katarlıların aldıkları gayrimenkullerde imar planları sonradan değiştirilerek satın alanlar haksız bir kazanç elde ediyor.' diyor. 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed el-Sani arasındaki sıradışı ilişkinin yansımaları ticari ilişkilere de yansıyor. 
Karadeniz'den Yalova'ya, İstanbul'dan Bursa'ya pek çok kentte yüzbinlerce dönüm arazi alan Katarlıların Türkiye'de çok sayıda şirketi de bulunuyor. 
Projeye sert tepki gösteren İstanbul'un CHP'li Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu geçtiğimiz günlerde belediyeyi Kanal İstanbul projesinden çekmiş, bu da Erdoğan'ı kızdırmıştı. Kimsenin projenin inşasını engelleyemeyeceğini söyleyen Erdoğan, gerekirse devletin bu projeyi yapacağını belirtti. 
Ancak İmamoğlu, 'Dünyanın hiçbir yerinde bir şehir halkının iradesinin olmadığı proje yapılmaz, bunun adı başka bir şeydir. Türkiye böyle bir hamleyi kabul etmez, etmeyecektir” diye konuştu.
Kanal'ın inşa edilmemesi için başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin tüm illerinde imza kampanyaları düzenleniyor, itiraz dilekçeleri resmi kurumlara veriliyor. 

"